Beşiktaş:2 – İBB:0

Ernst’in yokluğunda Necip’in ortasahayı çekip çevirmesi, Ekrem’in yine yeni yeniden sağ bekte oynama çabaları, Ferrari’nin gelmesiyle defansif açıdan verilen açıkların neredeyse 0’a indirgenmesi, Bobo’nun ölüsünün bile gol atması, Holosko’nun toplu koşularından bir demet sunması.

İBB maçı öncesi silik bir futbol, az pozisyon ve beraberlik bekliyordum. İstediğim bu olmasa da, önceki İBB maçlarının skorları ve Denizli’nin çıkartması muhtemel tavşanlarla ne olacağını bir türlü kestiremiyor insan. 2 post aşağıda da belirttiğim gibi, bizim için çok kritik bir 3 puan aldık. Taraftarın şahane desteği ve bilet fiyatlarında da indirime gidilmesiyle stadın dolması, geçen sene topladığımız puana erişmemiz ve çok olmasa da pozisyona girebildiğimiz bir maçtan sonra 10’dan fazla olan puan farklarından nerelere geldi durum.

Ferrari’nin dönmesiyle o 8 maçlık seriye bağlayacakmışız gibi bir hava esti bir anda. Adam oynadığı zaman ya gol yemiyoruz ya hiç pozisyon vermiyoruz ya da bir oyuncunun ofsaytı bozmasıyla saçma sapan bir gol ağlarda oluyor. Rüştü’nün o eski o klasik hatalarını tekrarlamaması, Denizli’nin oyun planı (defansif manada) ve Ferrari’nin “defansın bel kemiği” hatta abartayım “takımın omuriliği” gibi görevleri çatır çutur üstlenmesiyle takım savunması üst düzeylere çıktı. Eğer sakatlık vs. olmazsa da bu şekilde bitiririz ligi, çok az gol yiyerek. Ki sorun da az gol yiyelim diye gol atamamaktan geçiyor. Gerçi 150 tane de forvet koysak elimizdekilerle yapabileceğimiz maksimum bu.

Bobo’yu doğru düzgün beslemek ve Holosko’ya geniş alan yaratmak ilk yapılması gerekenler. Tello da hiç oynamasa da 2-3 ara pasla işi bitirecek. Ama sol kanata Ekrem Dağ’ı kaydırınca komik oluyor. Neyse, bu sene elimizdekiler bunlar. Takım defansını ön planda tutup öndeki adamlar böyle gol atarak moral kazanmaya, motive olmaya devam ederlerse başka da bir şey istemeyiz diye tahmin ediyorum.

Matematiksek olarak kesinleşmesine daha çok olsa da düşmesine kesin gözüyle bakılan Denizli’ye gidiyoruz bu hafta. Maç yine Pazartesi günüymüş. Ezel’den mahrum bırakacaklar ama olsun, 3 ön liberoya rağmen oynadığımız futbol güzel sayılır. Atak oyuncularımız azıcık daha etkili oldular mı imkansız diye bir şeyin olmadığını farketmişlerdir artık. Denizli de gerekli motivasyonu versin takıma, gerisi gelir diyorum ben.
“Mustafa Denizli, şampiyon yap bizi” 😛


Yorum Yapın

Arts Blogs