Başka Bir Aşk Hikayesi (2007)

Monoton hayatınızdan çok mu sıkıldınız? Başkaları için mükemmel gibi gözüken ama sizin için artık sıradan bir olay haline gelmiş, bir fırsat bulsam da içinden fırlayıp gitsem, arkamı dönmeden uzaklaşsam bu diyarlardan dediğiniz bir hayat mı yaşıyorsunuz? Danimarka yapımı Kærlighed på film‘i izledikten sonra bu konudaki görüşleriniz ciddi manada değişebilir.

Ole Bornedal‘ın yazıp yönettiği Just Another Love Story, kendince sıradan bir hayat yaşayan Jonas ile hayatının belki de kırılma anlarını yaşayan Julia‘nın garip ama bir o kadar da doğal bir şekilde kesişen hikayelerine odaklanıyor. Jonas, karısı ve iki çocuğuyla ölülerin fotoğraflarını çekerek hayatını geçindiren bir adamken artık bu hayattan bıktığına karar veriyor ve bulduğu ilk virajdan sert bi dönüş yapıyor. Julia ise neye uğradığını şaşırdığı olayın ardından kendine gelmeye çalışırken Jonas’la karşılaşıyor ve ipler kopuyor.

Aslında hikayeye böyle baktık mı “sıradan” bir hikaye gibi duruyor ama Ole Bornedal hikayeyi öyle bir hale getirmiş ki izlerken bir yandan yok artık diyorsunuz bir yandan da yaşananları kabul edilebilir bir durum olarak algılıyorsunuz. Her gün gidip geldiği bir iş, iki çocuklu bir aile. Jonas geçen hafta ne yaptıysa önümüzdeki hafta da aynı şeyleri yapmaktan sıkılmış, yaşamını farklı bir hale getirmek isterken içine düştüğü durumu kendi avantajına çevirerek farklı bir hayata adım atıyor. Julia’nın hayatına. Şansına, Julia’nın hayatı öyle iniş-çıkışlara tanıklık etmiş ki, Jonas kendini onun dünyasına alıştırmakta hiç zorlanmıyor.

Anders W. Berthelsen, Rebecka Hemse, Nikolaj Lie Kaas, Charlotte Fich ve Dejan Cukic gibi isimlerin yer aldığı Sıradan Bir Aşk Hikayesi (Türkiye’de bilinen ismiyle Başka Bir Aşk Hikayesi), finalin baştan gösterildiği ama filmin sonunda aynı finalle etkilemeyi başarabilen yapımlardan. Gizemini sonuna kadar koruması da bu detayı pekiştiriyor tabii ki. Oyunculukların çok iyi olmasının dışında çekimler ve müziklerin kalitesi filmin değerini bir hayli arttırıyor. Bunun yanında anlattıkları ve hissettirdiklerini de hesaba katarsak elimizde mutlaka görülesi bir Kuzey Avrupa filmi olduğunu söyleyebilirim. 8,5/10


9 Comments

  1. sweet drop diyor ki:

    İzlediklerini analiz etme tarzını seviyorum.Üşenmeden,kelime tekrarı yapmadan aynı cümlelerle bize gelmediğin için severek okuyorum seni.Ellerine sağlık.

    Her cumartesi alışverişe gelmek istemiyorum demişti ya.
    Ne kadar haklıydı di mi?

    Sevgilerimle ehem:)

    • SirEvo diyor ki:

      Yorumlarla verdiğin destek için teşekkür ediyor, tavsiye filmlerin devamının gelmesini diliyorum. 🙂 (Tabii elimdekileri de bitirmem gerekiyor, çok biriktirdim yine.)

  2. sweet drop diyor ki:

    Aklımda bir tane iskandinav filmi var.İnsanı derinden etkileyen.İsmi aklıma gelince sölücem.Bu ayki kotanı doldumayım:)Zira film 4.5 gb filandı(Evet monitörünün ağzına layık:)

    • SirEvo diyor ki:

      Kotamı 2 gün önce doldurdum, ay başına kadar atış serbest. Ki zaten liste şu an epey kabarık ama sıkıştırırız araya. 15-16 saat açık PC! 🙂

  3. Meczup diyor ki:

    Yazının girişindeki sorunlara verilen cevaplarla bile izlenmeli denilen bir filme 8,5 da verdiysen bir şans vermeli diye düşünüyor ve film indirilmeye başlanıyor.. Danimarka- isveç ortak yapımı bir film geldi şimdi aklıma, gerçi filmin genel dili Rusçaydı. Bu sebepten de En İyi Yabancı Film adayı yapmamıştı çok sevgili akademi üyeleri.. “Lilya 4-ever”, izlemediysen şans ver derim..

  4. Nesrin G. diyor ki:

    Basladik izliyoruz simdi 😉

  5. ringoplast diyor ki:

    kuzey avrupa’dan bu kadar güzel işler çıkmasının bence en önemli nedeni havası 🙂 filmin atmosferi oyunculuklar müzik iliklerine kadar hissettiriyor o buz gibi havayı. son yıllarda iyice bozan holivıd filmlerinden kat be kat daha iyi avrupa sineması. tavsiye için teşekkürler…

    • SirEvo diyor ki:

      Kesinlikle. Holivud filmi izleyeceksem 2-3 kez düşünüyorum ve genelde Avrupa’ya dönüş yapıyorum. 🙂

Yorum Yapın

Arts Blogs