Aşka Ruhunu Kat – Soul Kitchen (2009)

Nedense bazı yönetmenler Türkiye’de görmesi gereken ilgiyi göremiyorlar gibi geliyor bana hep. NBC’nin “Bir Zamanlar Anadolu’da”sını izledikten sonra da hissettim bunu, Faith Akın’ın Yaşamın Kıyısında ve Aşka Ruhunu Kat adlı filmlerini izledikten sonra da hissettim. Kendilerine has bir üslupları var ve bu üslup sanırım Türk izleyicisine çok uzak geliyor. Yoksa Çiçek Taksi, Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Arka Sokaklar izlemeye alışmış seyirciye fazla mı demeliydim?

Fatih Akın, Almanya’nın uzak bir köşesinde kocaman ama içi boş bir restoran işletmeye çalışan bir Yunanı anlatıyor bize. Zinos, bir yandan sevgilisinin uzaklara gidişiyle nasıl başedeceğini düşünürken diğer yandan da pek beceremediği aşçılıkla restoranı nasıl ayakta tutacağını hesaplamaya çalışıyor. İşte tam bu sırada şans yüzüne gülüyor ve ekstra orijinal bir adam olan Shayn ile karşılaşıyor. Shayn’ın yemeklere olan tutkusu, aynı zamanda onu bambaşka yeteneklere sahip, yaratıcı mı yaratıcı bir aşçı haline getirmiş. Hani öyle bir hazırlıyor ki tabağı, ekrandan çekip almak  istiyorsunuz. Ama onun bu becerisi ve isteği sıradan bir mekan olan Soul Kitchen için sıkıntı yaratacak türden. Bu kadar dert yetmiyormuş gibi Zinos’un bir de hapiste olan ağabeyi Illias var. O da nasıl bir izin kullanıyorsa, her gün belirli saatlerde salınıyor ve kardeşinin başına bela olmak için elinden geleni ardına koymuyor.

Hem Fatih Akın’ın filmlerinde gördüğümüz hem de Alman sinemasından tanıdık isimler var kadroda. Zinos’u canlandıran Adam Bousdoukos (In July, Solino, Short Sharp Shock gibi Fatih Akın filmlerinde yer almış) benim o kadar aşina olduğum bir isim olmasa da, Zinos’un kardeşi Illias rolünde izlediğimiz Moritz Bleibtreu‘u gördüğüm gibi aklıma direk Almanlar’ın o kan donduran yapımı Das Experiment geldi. Hatta geçtiğimiz yıl Hollywood da remake yapmıştı bu deneye. Tabii sırf o değil, hem Akın’ın filmlerinden hem de Alman yapımı çoğu filmden hatırlıyoruz kendisini. Mersin doğumlu Birol Ünel ise deli aşçı Shayn’ı canlandırıyor. Yine onu da hem yerli hem Alman birçok yapımda izledik yıllardır. Anna Bederke, Pheline Roggan gibi güzel bayanlar da kendilerine yer bulan diğer isimler, kirasını ödemeyen balıkçı amcayı canlandıran Demir Gökgöl‘le beraber.

Fatih Akın sıradan birkaç adamın hikayesini şahane bir hale getirmiş. Hayatın zorluklarına kendi çaplarında göğüs germeye çalışan birkaç erkek ve kadının yeri geldiğinde şans yüzlerine gülüyor, yeri geldiğinde de tokatı hissediyorlar. Özellikle müzikleri beni benden aldı diyebilirim Soul Kitchen’ın. Çekimlerle beraber hikayeye cuk oturmuş şarkılar. Bir saniye olsun sıkılmıyorsunuz izlerken. Ki Fatih Akın filmi olup da sıkılma şansınız zaten yok gibi. En başta dediğim gibi, nedense Türkiye’de o kadar sevilmese de, bence çok önemli bir yönetmen bu genç yaşına rağmen. Hatta mümkünse daha çok film çeksin de, böyle orijinal yapımları daha çok misafir edelim evimize.

1,5 saatlik bir eğlence sizi bekliyor. Yeri geldiğinde üzülecek yeri geldiğinde de gülmekten öleceksiniz. Hele bir Kemikkıran Kemal karakteri var ki, onu canlandıran adamı gördüğünüzde filmden aldığınız keyif resmen katlanacak. Bu kadar cuk oturamaz. 3-5 dakika izliyoruz kendisini belki ama filme çok güzel bir hava katmış.

Fatih Akın, kendine has tarzıyla güzel bir işe imza atmış. Aşka Ruhunu Kat, mutlaka görülmesi gereken Avrupa filmlerinden. Senaryosu, oyunculukları, 10 numara müzikleri ve anlattıklarıyla tekrar izlemek isteyeceğiniz türden hatta. Şiddetle olmasa da, tavsiye ediyorum. Pişman olmayacaksınız. 8/10


9 Comments

  1. sweet drop diyor ki:

    of evet evet evet çok güzel yazmışın.Locomonda çalıyorum bende o halde 😀

  2. Cahit Tomruk diyor ki:

    Fatih Akın filmleri; kurgusuyla, replikleriyle, samimiyetiyle ve müthiş müzik tercihleriyle kesinlikle bambaşka.

    Bu arada filmden aklımda kalan hoş bir replik: “Kesin olan tek şey, hiçbir şeyin kesin olmadığı, ki bu bile kesin değil.”

  3. Meczup diyor ki:

    Bayıldım. Çok sevdim çok.. Müzikleri nefes.. Müzikleri iyi olan filmleri daha bir bağrıma basasım geliyor.. Bütün Akın filmlerini izleyip, bunu nasıl es geçmişim anlamadım. Neyse aşkı ruhumuza geç kattık ama iyi ki de kattık. He, kemikkıran sahnesind ki kişi cuk abi cuk, başkası olamazdı herhalde.. Teşekkür ederiz, güzel ve pişman etmeyen bir diğer tavsiye için..

    • SirEvo diyor ki:

      Dediğin gibi müzikler güzel oldu mu ben de ayrı bir keyif alıyorum filmi izlerken. Ben de Solino ve diğer uzun isimli 98 yapımı Akın filmini izleyeceğim ilk fırsatta.

  4. Dilek diyor ki:

    Tavsiyen üzerine izledim, çok da sevdim. İnsanı sıkmayan, yormayan gayet hoş bi film. Şimdi sırada “Temmuz’da” var. Tavsiye için teşekkürler 🙂

    • SirEvo diyor ki:

      Im July’den daha fazla keyif alacağının garantisini veririm. Ama ben olsam biraz açardım arayı, Fatih Akın filmleri bünyeye işledi mi başka filmlerden tad alamıyor insan.
      Diğer Akın filmlerini izledin mi peki?

  5. Dilek diyor ki:

    Duvara Karşı’yı izlemiştim. Temmuz’da az önce bitti, onun yorumu da ilgili sayfada olacak 🙂

Trackbacks for this post

  1. […] Akın filmlerine olan ilgim Soul Kitchen ile başladı ve Im Juli, The Edge of Heaven, Head-on, Solino derken ilk fimini de izlemem […]

Yorum Yapın

Arts Blogs