Ah bir de sakatlık olmasaydı…

Lige havlu atmış bir takım, transferlerde fiyaskolar yaşamış bir takım, yönetimsel başarısızlıklarla dolu bir yıl ama İnönü’deki son maça yine taraftarının desteğiyle çıktı Beşiktaş. Tribünde güzel şeyler oldu. Nouma amigoluk yaptı, urfa türküleri söylendi, bol bol göndermeler yapıldı.

Akşam güzel başladı ve devam etti ama o Simpsons denen kasap gitti hiçbir iddianın olmadığı maçta saçma sapan agresifliğinin bedelini Rıdvan gibi gencecik bir çocuğa ödetti, tıpkı Baros’un pozisyonunda olduğu gibi, hatta ondan da net bir şekilde Rıdvan’ın bileği yerinden oynadı. Ekranlara da acı bir şekilde yansıdı bu tablo.
Rakipleri 1-2 kere Cuma maçı yaparken Beşiktaş’ın tam 8 kere Cuma maçına çıkması ne kadar normal bir durum bilinmez ama önceki Cuma maçlarına göre daha diri bir takım vardı sahada. Tabata’nın kötü paslarının sırıtması dışında özellikle 2. yarı oynanan ve göze hoş gelen futbola 2 de gol sığdırılması hedeflerine ulaşmadan bitirse de taraftar açısından sevindiriciydi.
Nihat’ın son 2 haftadır form tutması da akıllarda “Rusya liginde mi zannediyor kendini acaba” sorularını getirmedi değil…


One Comment

  1. mit diyor ki:

    >Rıdvan'a çok üzüldüm ya. İnşallah en kısa zamanda eski sağlığına kavuşur. Nihat'ın gol atmasına ise sevindim açıkçası. Ne olursa olsun seviyorum ben onu.

    Nouma ise her zamanki gibi yüzümüze kocaman bir sırıtış yerleştirmeyi başardı. Pascal! Pascal! Pascal Nouma! 🙂

Yorum Yapın

Arts Blogs