A Christmas Carol (2009) – Jim Carrey ve Animasyon

Animasyon olayına Pixar’ın ambargo koyduğunu artık herkes biliyor. Akademi’de her sene En İyi Oscar ödülünü almaktan onlar bıktı (evet, artık En İyi Film Oscar’ını istiyorlar, kampanya başlatmışlar Toy Story 3 için), ama Akademi vermekten bıkmadı. Gerçi onların da elinden gelen bir şey yok. Her sene bir öncekinden daha iyi animasyon yapıp tepeye yerleşiyorlar. Bu sene de Toy Story 3 ile “çok” iddialılar dediğim gibi. Gişeden 1 milyar doların üstünde hasılat kaldıran bir filmden bahsediyoruz, o kadar çok izlendi ki…
Walt Disney de bir süredir Pixar’ın gölgesinde ilerliyor gibi gözüküyor ama A Christmas Carol’u izledikten sonra durumun hiç de öyle olmadığını gördüm.

Jim Carrey ve Gary Oldman‘ın başrollerini paylaştığı, bu tarza çok benzeyen Beowulf ve The Polar Express filmlerini de yöneten Robert Zemeckis‘ın hem yönettiği hem de aynı isimli klasikten uyarlayıp senaryolaştırdığı film; aksi mi aksi, pinti mi pinti, suratsız mı suratsız bir adamın 1850 Londra’sında geçen hem soğuk mu soğuk hem de sıcak mı sıcak hikayesini konu alıyor.
Herkeslerin korktuğu, onu görünce geri adım attığı, insanları huzursuz eden ve tek başına yaşayan ihtiyar Scrooge, ortağının ölmesinden tam 7 sene sonra evinin yolunu tutarken bir olayla karşılaşır ve o Noel arifesinde yaşadıkları bütün her şeyi değiştirir.

Animasyonun çizimlerini çok beğendim ben. Jim Carrey’nin seslendirdiği, daha doğrusu sesiyle resmen hayat verdiği Scrooge karakterinin suratındaki en ufak detaya kadar her şey düşünülmüş. Özellikle burnunun üstündeki kıllara hayran oldum.
Aslında filme başlarken içimde hep bir “beni sarmayacak” düşüncesi vardı ve hâliyle de beklentim biraz düşüktü. Ama filmin vermeye çalıştığı mesajı görmem ve bu mesajı da cuk oturtacak şekilde vermesi filmden aldığım keyfe olumlu yansıdı. Zaten benim için animasyon olması başlı başına bir pozitiflikken, üstüne bir de en sevdiğim aktörlerden Jim Carrey’nin yer alması tam anlamıyla cümbüş oldu.

Size söyleyebileceğim, özellikle etrafınızda şöyle; hiçbir şeyden zevk almayan, sürekli somurtan, etrafındakileri iplemeyen, suratsız birileri varsa onları da bu filmi izlerken davet edin.
Verdiği mesaj aslında o kadar önemli ki, sırf bu yüzden ödülü hakediyor diyebilirim. Tabii Up ile aynı yıl vizyona girmiş olması Oscar açısından kötü bir tesadüf olsa da, sadece ve sadece anlatmak istediği olay için bile izlenecek bir film A Christmas Carol. İzlemenizi mutlaka tavsiye ederim. 8,5/10


2 Comments

  1. B.G. diyor ki:

    >robert zemeckis i zaten severim, animasyon konusunda da farklı bir keyif veren filmler çıkarıyor. bende bişiler yazmıştım izlediğimde..

    http://sinemahser.blogspot.com/2009/12/3d-animasyon-merakllarna-zemeckisten.html

  2. niloş diyor ki:

    scrooge amcanın zamanda yolculuk yaparak christmas ruhunu kazandıgı bu senaryoyu daha önce defalarca başka başka sekiller ve versiyonlarla izledim ama bu yapıt farkını ortaya koyarak çıkmış ortaya hoş olmuş 🙂

Yorum Yapın

Arts Blogs