9. Bölge’de iyi işler oluyor…


ABD’de 14 Ağustos’ta vizyona giren 30 milyon dolarcık bütçeli District 9 filminde, yönetmeninden oyuncu kadrosuna kadar sürpriz isimler var. Şöyle sürpriz, kimseyi tanımıyoruz.
Yönetmen; Johannesburg, Güney Afrika’lı Neill Blomkamp . Daha önceden hiç ciddi tecrübesi yok. 4-5 tane kısa film çekmesinin dışında eline kamerayı almamış. Böylesine uzun metrajlı ve yüksek bütçeli(!) bir filmde ilk kez yönetmen koltuğuna oturuyor ve gayet de altından kalkmayı başarıyor. Senaryoyu da Terri Tatchell ile paylaşmışlar. Ki Terri‘nin ilk deneyimi, resmen milli olmuş adam bu filmle.
Oyuncu kadrosuna bakıyoruz; başroldeki Sharlto Copley da Johannesburg, Güney Afrika’dan. Onun da ilk filmi. Aynı yönetmen ve senaristde olduğu gibi o da ilk defa uzun metrajlı bir filmde rol alıyor. Ki bütün filmi götüren oyuncu kendisi. En çok ekranda kalan diyebiliriz en azından.
Bir de hakkını vermemiz gereken Jason Cope var. Bütün uzaylıları seslendiren, Copley’den sonra belki de en fazla ekranda gördüğümüz, filmin hikayesini bizlere anlatan şahıs. Bunların dışında sürekli savaşan bir subay ve kötülerin lideri olan adam dışında pek ön planda olan adam yok.


Filmin vizyona girmesiyle popüler olması bir oldu. Gavurların Ağustos ayında izlediği film bizde vizyona ancak 1.5 hafta önce 6 Kasım’da girebildi. Muazzam bir fark. Tam 3 ay sonra. Tabii bu 3 ay arada DVD’si olsun Bluray’i olsun, her sunumu internete düşünce ülkemizde doğru düzgün seyirci bulamayıp 1-2 haftada yok olacaktır muhtemelen. Okuduğum yorumlarda da saçma bir fark var. Bazıları 10 üzerinden 10 verirken bazıları 1’i bile fazla görüyor filme.
Filmi bitirdikten sonra aldığım tat ise 8.5-9’u rahat hakediyor benim gözümde. Sonuçta yıllardan beri kızdığımız Hollywood doğru düzgün, özgün bir senaryoyla gelmiş karşımıza. Ve etkili bir sonla da bitirebilmiş film, açık kapı bıraksa da.

Tamam, zevkler ve renkler tartışılmaz, ben de arasıra bazı filmlere kızabiliyorum ama hiç tecrübesi olmayan insanların ürettiği ve türünün diğer örneklerine 150-200 milyon dolar harcanıp sıradan filmler çıkartılabiliyorken, 30 milyon dolar gibi bize fazla gelen ama onlar için çerez parası olan, her romantik-komedi filme 40-50 milyonu hiç acımadan harcayan Hollywood için, bence türü sevmeseniz bile takdir edilesi bir film olmuş.
Land of the Lost filmine 100 milyon dolar harcayan insanlara güzel bir kapak olmuştur bence bu. Aynı şeylere ekstrem paralar harcamak yerine, sıradan bir kadroyla sıradışı bir film yaptıkları için örnek almalarını diliyorum bu arkadaşları.
The Hangover, kadro olayına pek uymayıp Bradley Cooper gibi bir adamı barındırsa da, sadece 35 milyon dolara mâl olmuş ve Haziran’da vizyona giren film şimdiye kadar 460 milyon doları geçmiş hasılatta. İşte bizim istediğimiz de bu, tıpkı yapımcılar gibi. Yapımda işi abartmayın, sonuçta abartın. 😀 Tabii ki çoğu film cırt olmasına rağmen saçma sapan sonuçlar çıkartabiliyor, o da ayrı. Neyse bu para olayını kapatalım.


District 9, kapağından, yazdıklarımdan ve türünden de anlaşılacağı üzere “uzaylı” temasına sahip bir yapım. Uzaylı dediğime de bakmayın. Öyle yıllardır izlediğimiz “E.T” tipinde uzaylılardan değil. Karides adı takılan cinslerden. Yani bir bakıma uydurma bir tip. Ama çok güzel tasarlandığı ve ekrana aktarıldığı belli. CGI olayına giren abi kimse, ciddi ciddi iyi bir iş çıkarmış. Hem uzay gemimiz çok fazla gözükmese de hiç sırıtmıyor, hem de uzaylı dostlarımız sanki bizden biri gibi. Belki bunda en büyük etken yönetmenin verdiği doğru komutlar belki de oyuncuların sanki karşılarında o yaratıklar duruyormuşçasına hiç çaktırmadan oynamalarıdır tam bilemiyorum.
Ama ben bir an kendime sordum yoksa bunlar kostüm falan mı diye. Bana o kadar gerçek geldiler ikili konuşma sahneleri sırasında. Onun dışında, dışarıda yürüyenleri falan gösterdiklerinde bilgisayar efekti oldukları belliydi. Belki de yine de kostüm olayına girmişlerdir tabii bilemiyorum. 🙂

– 30 milyonluk bütçesiyle 200 milyon dolar hasılat yapan 9. Bölge filminde ilginç bir reklam taktiği uygulamışlar. Kuzey Amerika ve İngiltere’de bulunan başlıca şehirlerdeki otobüs duraklarına, binalara falan posterler asıp üstüne “insanların yaşam alanıdır” “insan olmayan yani uzaylı falan görürseniz aşağıdaki numaraları arayın” tarzında yazılar yazmışlar ve her iki yerde de farklı numaralar olmak üzere birer numara bırakmışlar (866.666.6001 -> ABD, 0207 148 7468 -> İng.). Filmin adını postere yerleştirmemişler, sadece sitesinin linki varmış. Tabii bu insanlarda epey merak uyandırmıştır. Ben olsam merak ederdim herhalde. 😀
– Film, yine aynı yönetmenin çektiği ve başroldeki abimizin de yer aldığı kısa film olan 2005 yapımı Alive in Joburg‘a dayanıyor. Yani onu baz alarak filmi oluşturmuş bizim Afrika’lı. Filmi izlemeyenlere değil ama filmi izleyenlere tavsiye ederim, ki ben de daha izlemedim ama District 9‘un oluşmasındaki katkısını düşünürsek, kötü olacağını tahmin etmiyorum. İlk fırsatta izlemeli.


– Christopher Johnson adlı karidesin barakası dışındaki tüm barakalar hemen hemen gerçekmiş ve Johannesburg‘da bu tarz bir bölge varmış. Devletin yaptığı evlere geçmek üzereymiş orada yaşayanlar. Yani filmin diğer taraflarında işleyen konular genel manada gerçek.
– Yönetmenimiz, efsane oyun Halo’nun film versiyonunu çekecekmiş ama iptal olmuş o.
Ardından filmimizin yapımcısı Peter Jackson, ki kendisi LOTR serisinin ve King Kong’unda yapımcısı imiş, yönetmenimize gelip 30 milyon dolar vermiş ve “al istediğini yap bu parayla” demiş. Sonuç ortada!
*Unutmadan hatırlatalım, Halo’nun filmi yine aynı yapımcı tarafından 2012’de vizyona girecek şekilde duyrulmuş. Sevenlerinin çokluğu sayesinde gayet iyi gişeler yapacaktır. Tabii güzel paralar da harcanacaktır muhtemelen.
– Belgesel şeklinde izlediğimiz ilk kısımda, başroldeki “Merwe” bütün sahneleri doğaçlama oynamış.
– Kullanılan silahlardan birisi Half-Life 2’den alıntılanmış.
– Bu sene 2 tane bu tarz film var. 2005 senesindeki kısa filmleri baz alınarak yapılan 2 film.
Biri bu, diğeri ise benim de epeydir beklediğim “9” filmi. Elijah Wood, Jennifer Connelly, Christopher Plummer gibi oyuncular var o filmde ve onun da yönetmeninin ilk deneyimi. Gerçi o animasyon ama olsun. :))


Bu kadar yazdık, film nasıldı?
Vallaha film çok güzeldi. Gizemli bir konusu var. Sürekli “ne olacak” diye merak ediyorsunuz ve hiç ama hiç sıkmadan sizi sonuna kadar izletiyor. Oyuncularının ilk filmleri ya da ilk önemli yapımları. Uzaylı karakterler baymıyor, garip eğlenceli yaratıklar yapmışlar. Efektler o bütçeye göre çok iyi ve FEAR 2 oyununda görüp beğendiğim, üstünden inemediğim cismi burada görmek de acayip eğlenceliydi.
Filmde kullanılan silahlar da bir o kadar iyiydi. Çatışma sahneleri yerinde, kötü adamları tıkırında, senaryosu gayet özgün, finali gayet içaçıcı ve duygulandıran, hatta açık kapı da bırakan, “neden devamı gelmesin yahu?” dediğimiz bir film.
Bilim-Kurgu filmi diye yaklaşmamazlık etmeyin sakın. Gayet izlenebilir bence. Bilim-Kurgu’ya öyle aman aman bir düşkünlüğüm yoktur ve mümkün olduğunca da uzak dururum ama bu o kategoriye girmesin. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Aileyle de rahat rahat izlenecek güzel bir film diyerek kapatalım.

Yönetmen: Neill Blomkamp
Tür: Aksiyon, Bilim-Kurgu, Dram, Gerilim
Ülke: ABD, Yeni Zelanda
Dil: English,Nyanja,Afrikaans
Slogan: You are not welcome here.
IMDb Puanı: 8.4/10 (87,985 oy) Top 250: #87
Benim Puanım; 8.5/10
Süre: 112 dk
Oyuncular (ilk 5): Sharlto Copley, Jason Cope, Nathalie Boltt, Sylvaine Strike, Elizabeth Mkandawie

IMDb: http://www.imdb.com/title/tt1136608/


9 Comments

  1. Schumy diyor ki:

    >Filmde tek sorun uzaylıların konuştukları dili insanların anlaması ve uzaylıların da İngilizce anlaması bence. Başka bir sorun görmedim ben. Aslında özüne bakarsanız bazı konuları teker teker ele aldığınızda çok garip ve dandik gelebilir. Ama filmi çok fazla detaylarına inmeden izlerseniz ne kadar güzel olduğunu anlarsınız. Ben normalde hayatta sayns fikşın izlemem ama bu film çok hoşuma gitti. Hayret 🙂

  2. senbilirsinabla diyor ki:

    >Yazarın, uzun, detaylı, emek verilmiş bu güzel yazıyı hakeden, -"abla"nın da bayıldığı- filmi beğenen başkalarının da olduğunu bilmek ne güzel…

  3. SirEvo diyor ki:

    >@Schumy
    İşte beni dinlesen daha çok film var böyle enteresan konuya sahip olup da beğenebileceğin. Mesela ilk fırsatta Leon'u izleyeceğiz beraber, ben bunu nasıl da izlememişim ya diyeceksin. Çünkü müthiş bir konu ve oyunculuğa sahip.

    @senbilirsinabla
    Yorumunuz için teşekkür ederim, yazımı beğenmenize çok sevindim.

  4. csyasoo diyor ki:

    >@Schumy'ye bende bir tavsiye vereyim diyorum ama izlemiştir herhalde.

    Eğer izlemediyse 12 Maymun'u tavsiye ederim.

  5. SirEvo diyor ki:

    >12 Maymun'u ben de izlemedim ama Schumy romance-comedy adamı. Zor izletiyoz ona bu tarz filmler. Geçen gün de Leon'u izlettim ve baya beğendi onu da mesela.
    Tamam o bilim-kurgu değil belki ama kabuğunun dışına çıkması açısından önemli bir adım Schum için. 😀

    12 Maymun'u ilk fırsatta izlemeli de, adam gibi bir sunum da yok ki. :)) MySilu'nun HDDVD sunumu var rezalet bir görüntüye sahip. :O

  6. Yörüngesiz diyor ki:

    >Güzel bilgilerle dolu, doyurucu, lezzetli bir yazı olmuş. Ancak katılmadığım bir nokta var ki, o da filmin aileyle izlenebileceği. Küçük yaştaki çocukların veya bu tarz filmlere alışkın olmayanların bazı sahnelerden rahatsız olması mümkün. Bir de ufak düzeltmem var; Peter Jackson LOTR serisinin yalnızca yapımcılığı değil, yönetmenliğini de yapmıştı…

  7. SirEvo diyor ki:

    >Abesle iştigal pek bir şey gibiydi ama :))

  8. KELİMELERİM YETSE diyor ki:

    >Filme aslında çok da sıradan olmayan bi şey var "uzalıların dünyaya yerleşmesi". Daha doğrusu kısa bir süre konuk olarak kalması. Bu yönüyle sizin de özgün olarak belirttiğiniz gibi diğer sci-fic filmlerden sıyrılıp farklı beklentiler doğuruyor. Bunlardan birisi de topluluk halinde yaşayan uzaylıların, üstelikle de evcil olamayan uzaylıların, bu yeni düzende karşılaşabilecekleri sorunlar. Ben buna biraz daha değinilmesini beklerdim. Ha bir de Abd'ye gelmeyen bir uzaylı filmi kolay kolay bulunmuyor, kıymtini bilmek lazım (:

  9. ecsahan diyor ki:

    gerçekten çok iyi bir film uzaylı filmleri arasında sıralaması yukarılarda.bu arada blok on numara, hayatımda izlemediğim kadar sık film izliyorum 🙂

Yorum Yapın

Arts Blogs