127 Hours (2010) – 127 Saat

Oscar töreni yaklaştıkça heyecan dozu yavaş yavaş artıyor. Tabii eski havasından çok uzak artık Oscarlar. Özellikle geçen seneki -bana göre- The Hurt Locker faciası benim gözümde iyice bitirmişti olayı. Tamam belki Avatar silsin süpürsün istemiyordum ama benim gözümde sıradan bir filmin o kadar ödül alması, sırf Amerika propagandası yapıyor diye o kadar ödüle boğulması değerini yitirmede büyük bir etken olmuştu. Bu seneki adaylarda da The Social Network aynı muameleyi görecek gibi bir his var içimde ama umarım öyle bir hata yapmaya kalkmazlar. Neyse, geçelim ilk filme.

28 Days Later…, Sunshine ve 8 Oscar’lı Slumdog Millionaire‘in yönetmeni Danny Boyle‘nin son filmi 127 Hours (127 Saat), gerçek bir hikayeden uyarlama olmasıyla dikkatleri çekiyor. Aron Ralston adındaki dağcının yaşadıklarını yazdığı Between a Rock and a Hard Place kitabından Simon Beaufoy ile Danny Boyle‘nin beyazperdeye uyarladığı yapım, En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Kurgu gibi 6 dalda Oscar’a aday gösterildi.

Oscar törenini de sunacağı için o gece bol bol izleyeceğimiz James Franco‘nun tek başına götürdüğü film, farklı özellikleriyle kendini hayattan soyutlamaya çalışan Aron Ralston adlı dağcının başından geçen olayı, bu olay sırasında yaşadıklarını, kafasından geçenleri ve geçebilecekleri farklı ama bir o kadar da ilgi çekici bir şekilde ekrana yansıtmış.

Filmin hikayesini artık duymayan yoktur. Ki bu hikayenin ne kadar sıradan olabileceğini düşünmeyen de yoktur. En azından filme başlamadan önce ben sıradan bir filmle karşılaşacağımdan emindim. Ama kendine has anlatım şekli ve çekimleri, 2 adet Oscar adaylığı olan şarkısı ve müzikleri ile Franco’nun muazzam oyunculuğu biraraya gelmiş ve bu sıradan gibi gözüken hikaye baştan sona sizi sıkmadığı gibi, ekrana da bir şekilde bağlamayı başarmış pek de uzun olmayan süresiyle.

Tek mekanda geçen filmlere güzel bir örnek olabileceği gibi, insan psikolojisini ekrana yansıtmadaki başarısını da göz önünde bulundurduğumuzda 127 Hours neden Oscar’da kendine yer bulduğunu baştan sona bizlere kanıtlıyor.
Çoğu Oscar adayı filmi izlemediğim için net bir yorum yapmak zor ama eğer ödül alacaksa da James Franco’nun oyunculuğunu taçlandırırlar diye tahmin ediyorum.

Sonuç olarak karşımızda etkileyici bir biyografi var. Gerçek hayat hikayeleri her zaman belirli bir çizginin üstünde olmuştur ama bir de işin içine iyi oyunculuk, güzel müzikler ve enteresan kurgu girince farklı bir yapım ortaya çıkıyor. Farklı ve mutlaka izlenesi bir yapım. Şiddetle olmasa da izlemenizi tavsiye ederim. Benim notum; 8/10

Bu arada filmi izleyenler buradaki videoya da bir baksınlar. Aron’un oradaki görüntüleriyle beraber bir röportajı var.

Oscar’a kadar tüm En İyi Film adaylarını izlemeyi planlıyorum. Eğer başarırsam son gün kısa bir değerlendirme de yaparım artık. O filmleri izlemeden de Oscar’ı izlemek gerçekten tad vermiyor. Yediğiniz spoilerlar da yanınıza kâr kalıyor.


8 Comments

  1. Microp dedi ki:

    >Muhteşem olmuş ya. Hani bir kişiyle 1 saat aynı mekanda nasıl film çekilir denirse direk bu film örnek verilebilir.

  2. Tufan VARDAR dedi ki:

    >daha bu filmi izlemedim ama phone booth,panic room, buried ve frozen gibi tek mekan filmlerini hep ilgi çekici bulmuşumdur.

  3. SirEvo dedi ki:

    >Katılıyorum Microp. Son zamanlarda böyle tek mekanda geçen filmler arttı ufaktan. Seviyoruz kendilerini. 😀

    @Tufan VARDAR
    Ben Panic Room'u izlemedim henüz, iyi diyorsun yani?

  4. SirEvo dedi ki:

    >Şöyle de güzel bir link buldum tek mekanda geçen sağlam filmlere örnek olarak.

    http://io9.com/#!5714930/13-killer-films-that-take-place-in-just-one-room

  5. Tufan VARDAR dedi ki:

    >@sirevo panic room öyle hayatımda çok bir yer etmesede izlediğim ve aklımda kalan yapımlardan. 6-7 sene önce izledim yanlış hatırlamıyorsam ama tekrar izlerim. tavsiye ederim.

  6. SirEvo dedi ki:

    >Gerilmek istediğimiz ilk fırsatta izleyelim o zaman, teşekkürler. :))

  7. dream dedi ki:

    >Bu filmin fragmanını izlediğim zaman 'yok tek başıma izleyemem,bunalırım' dedim.. Duramadım, meraktan çatladım! Ertesi gün öğle arası, ders arası,iki arada bi derede izledim bitirdim 🙂 Bayıldım tek kelimeyle… Oscar alamayınca ben alamamışım kadar üzüldüm :D:D

  8. SirEvo dedi ki:

    >@Tufan VARDAR
    Panic Room izledim, gayet güzelmiş, beğendim. Yazısını da yazdım, bir ara yayınlayacağım.

    @dream
    Rakipleri çok sağlamdı valla. :))

Yorum Yapın

Arts Blogs